Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) toplam rezervleri, tarihi bir rekora imza atarak 215,6 milyar dolara yükseldi. Bu, Merkez Bankası’nın açıklanan son verilerine göre tüm zamanların en yüksek rezerv seviyesi olarak kayıtlara geçti. Özellikle swap hariç net rezervlerin 2020’den bu yana ilk kez pozitif bölgeye geçerek 6,5 milyar dolar seviyesine ulaşması, piyasalarda olumlu karşılanan kritik bir gelişme olarak öne çıkıyor.
Merkez Bankası’nın 14 Haziran ile biten haftaya ilişkin yayımladığı verilere göre, brüt rezervler 145,4 milyar dolar, net rezervler ise 55,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Finans çevreleri, rezervlerdeki bu istikrarlı artışın Türkiye ekonomisinin dış şoklara karşı direncini artırdığı ve para politikasının etkinliğini güçlendirdiği görüşünde.
Merkez Bankası Rezervlerinde Neler Değişti?
Toplam Rezervler Rekor Tazeledi
- Toplam Rezervler: 14 Haziran haftasında 215,6 milyar dolara ulaştı. Bu, 7 Haziran haftasındaki 206,1 milyar dolardan ve yılbaşındaki 140 milyar dolar seviyesinden önemli bir artışı temsil ediyor.
- Brüt Döviz Rezervleri: 55,6 milyar dolar seviyesinde kaydedildi. Bir önceki haftaya göre yaklaşık 2,5 milyar dolarlık bir artış yaşandı.
- Altın Rezervleri: 89,8 milyar dolar olarak gerçekleşti. Altın fiyatlarındaki artış ve TCMB’nin rezerv yönetim stratejileri bu kalemde etkili oldu.
Net ve Swap Hariç Net Rezervlerdeki Dönüm Noktası
Rezerv dinamiklerinin en dikkat çekici noktalarından biri, net rezervlerdeki güçlü yükseliş ve swap hariç net rezervlerin uzun bir aradan sonra pozitife geçmesidir:
- Net Rezervler: 14 Haziran haftasında 55,1 milyar dolara yükselerek güçlü seyrini sürdürdü.
- Swap Hariç Net Rezervler: Enflasyonla mücadele ve makroekonomik istikrar için hayati önem taşıyan bu kalem, 2020 yılından bu yana ilk kez pozitif bölgeye geçerek 6,5 milyar dolar seviyesine ulaştı. Bu gelişme, TCMB’nin elindeki kullanılabilir döviz varlıklarının net pozisyonunu güçlendirmesi açısından büyük önem taşıyor.
Rezerv Artışının Arkasındaki Dinamikler ve Ekonomik Görünüm
Merkez Bankası rezervlerindeki bu kayda değer artış, birçok faktörün birleşimiyle açıklanıyor. Yüksek enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikaları, mevduat faizlerindeki artış ve iç talepteki yavaşlama cari işlemler dengesi üzerinde olumlu etki yarattı. Özellikle dezenflasyon sürecine girilmesiyle birlikte yabancı sermaye girişlerinin hız kazanması, turizm gelirlerindeki artış ve ihracat performansındaki iyileşme, döviz rezervlerinin güçlenmesine doğrudan katkı sağladı.
Ekonomi yönetiminin uyguladığı rasyonel politikalar ve devam eden politika faizi artışları, piyasalarda güven ortamının pekişmesine yardımcı oluyor. Swap hariç net rezervlerin pozitife dönmesi, Türkiye’nin dış finansman kırılganlığını azaltarak uluslararası piyasalardaki itibarını artırıcı bir unsur olarak değerlendiriliyor. Bu durum, Türk Lirası’nın istikrarına da katkı sağlayarak yatırımcılar için daha öngörülebilir bir ortam sunuyor.
Önümüzdeki dönemde, dezenflasyon sürecinin kararlılıkla sürdürülmesi ve mali disiplinin devam etmesi, rezervlerdeki olumlu seyrin devam etmesi açısından kritik önem taşıyor. Güçlü rezerv yapısı, olası dış şoklara karşı bir tampon görevi görerek Türkiye ekonomisinin sağlamlığını artıracaktır.